Bir arkadaşım, yıllardır evine küsmüş, gitmiyor. Evi dediysem, baba ocağına yani. Yoksa kendi evi var. Yıllardır çocuğu olmuyor, evlat nedir bilmiyor. Tüm tedavilerinden de olumsuz sonuç aldı, yıllarca bir çocuk peşinde koşturdu durdu ama yok, olmadı, olamadı.
Bir düşünün bakalım, çocuğu olanlarla olmayan insanlar arasında sevgi ve şefkatte fark var mıdır? Ya da çocuk sahibi aileleler, ne kadar çocuklarının farkındadırlar. Çocuksuz insanlar kadar acaba “çocuk” farkındalığıyla ilgili midirler?
Oğlumla msn de konuşurken sözünün bir yerinde bana “ebenin …” dedi. Daha önce de vardı bu tarz lafları. Düşündüm, bu ülkede kaç çocuk babasının ebesine kadar vardırır lafını, esirgemeden. Bu biraz da ilgililiğin getirisi mi yoksa çocuğa verilen özgüvenin bir başarısı mı? Ya çocuğu olmayan babaların böyle bir imkanı var mı? Çocuk sahibi olamayan insanların çocuklarından böyle bir lafı duyması mümkün mü? Duymamalılar mı?
O arkadaşımın iki ağabeyi var ve onlar, iki ağabey de iki kız kardeşle evliler. Arkadaşım, en küçükleri ve eşi farklı. Bir süre aynı çatı altında kalınca görümcelerinin baskısına dayanamayıp, isyan bayrağı açmış ve de eşine sahip çıkarak, eşini babaocağından koparmış. Tabi buna ağabeyinin bir hareketi de katkı sunmuş, eşinin yanında tokat yemiş ağabeyinden. Bizim ki de bunu “gurur” vesilesi yapmış ve bir daha babaevine gitmez olmuş.Anası ölmüş ama o yine babaocağına adım atmamış, pis bir gurur yüzünden..
Toplumda rol yapan insanların çoğunluklu olduğunu biliyoruz ama bir yaşamı sadece “hayat” olarak, olduğu gibi yaşamak isteyenler de bu rol yapan insanlar arasında kaynayıp gidiyor.
Bir gurur yüzünden babaocağına küsmüşlük ne kadar acıdır ama anlatsanızda dinletemiyor ve yine siz aciz kalıyorsunuz.
Yazımın başlığını “Osman Yağmurdereli ve gurur” koydum. Çünkü, rahmetli Osman Yağmurdereli’de bir gram gurur yoktu, kibir yoktu. Hep, olduğu gibi, rol yapmaksızın, yapmacık olmaksızın bu toplumda yaşam mücadelesi verdi. O tonton yüzünü hep gülerken, tebessüm ederken görüşümüz “gurur”suzluğundandı işte.
(fotoğraf: Giresun, Zeynep Özal, Asım ekren,M kemal aycicek ve Osman Yaümurdereli)
Cenazesinde binlerce insanın toplanmış olması da ondandı. Bir çok başarısına rağmen tüm onların hayat akışı içinde kendi mesleki başarıları olduğunu biliyor ve bundan bir kibir veya bir gurur payesi koymuyordu ortaya. Rahmetli 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, o’nu oğlu gibi sever ve her gittiği yere çağırır, onun gülen yüzünden topluma bir sinerji yayardı. Özal’ın Yağmurdereli’ye “gel oğlum” dediğine başbakanlığı döneminde Giresun’da tanıklık etmiştim yıllar önce, Fiskobirlik Genel Müdürlüğü’nün sosyal tesislerinde.
Bir başkası, bu kez bir baba var. İlk eşinden ayrılan ve ama o eşinden bir delikanlı oğlu olan baba. Oğlu ile aynı semtte olmasına karşın, aynı mekandan gelip geçiyor olmalarına karşın oğluna dönüp, “nasılsın” demiyor o baba. Yanına çağırıp, “bir sıkıntın var mı oğlum” hiç demiyor. Soruyorum oğluna, “baban, görmedi mi seni, neden selam vermiyor, neden sormuyor halini, sen neden gitmiyorsun yanına” irdeliyorum işte ama aldığım cevap yıkıyor beni. “o her zaman öyle, görmez ki beni. Görse bile görmez, biz böyleyiz” diyor, başını eğiyor, çaresiz ve uzaklaşıyor. Baba da bir gurur, sormayın. Yok böyle bir dünya, olmaz olsun böyle bir gurur.
Şefkatsiz büyüyen çocukların yarınları oluşturduğu bu toplumda batılılardan farkımız kalmadı, öyle kalmadı ki belki artık biz baba-oğul ilişkilerinde onları da sollar olduk. Rol yapan insanlar topluluklarında sanırım biz bu tarz gururlara sıkça rastlıyoruz ve herkesin vardır bir tanıklığı ama doğru mu? Bu “gurur” bizi, evlattan da uzaklaştıracak kadar, babaocaklarına küstürecek kadar, arkadaştan uzaklaştıracak kadar etkili olmak zorunda mı? Atamıyor muyuz bu aşağılık gururu, bizi biz olmaktan çıkaran bu gururun pençesi, hayat boyu hep üzerimizde mi olacak, nereye kadar?
Gururla ilgili önemli sözler;
- “ Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gireceğini bil, öyle hazırlan.”
Bediüzzaman Said-i Nursi
- “Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çok kere kendilerini meşe fidanı sanırlar.”
Cenap Şehabettin
- “Bir insanda, kendini yüksek görme, hırs ve şehvet varsa, bunlar, konuşurken soğan yemiş gibi kokar.”
George Meredith
- “Gururla zayıflık ikiz karteştir.”
James Russell Lowell
- “Malı ile sana karşı kibirlenen adama karşı kibirlenmek, Allah için tevazu sayılır.”
Yahya Bin Muaz
- “Küçük işler basit insanları mağrur yapar.”
William Shakespeare
- “Kavakların dikliğine, boylarının uzunluğuna bakıp onları önemli bir şey sanmayın. Bütün kibirli, meyvesiz ve gölgesiz yaratıkların başları bulutlarda sallanır.”
Cemil Sena
- “Gurur edeni Allah alçaltır, alçak gönüllü olanı yükseltir.”
Hz. muhammed
- “Büyük ve üstün insanın gururu yoktur ve ağırbaşlıdır. Küçük ise kendini beğenir ve ağırbaşlı değildir.”
Konfiçyüs
- “Alçak yerde tepecik, kendini dağ sayar.”
Şinasi
- “Genellikle, bütün büyük yanlışlıkların altında gurur yatar.”
John Ruskin
- “Her kötülük gururdan doğar.”
Federico Garcia Lorca
- “Gururun en güzelinde bile bir suç kokusu vardır.”
Nurullah Ataç
- “Ne mutlu o insana ki, kendi liyakatinden bahsetmeyecek kadar mağrurdur!”
Charles De Montesquieu
- “Gururdan doğan hülyalar, bedbahtlıklarımızın yegane kaynağıdır”
Jean Jacques Rousseau
- “Büyük ve üstün insanın gururu yoktur ve ağırbaşlıdır. Küçük ise kendini beğenir ve ağırbaşlı değildir.”
Konfiçyüs
- “Gurur insanı mutluluktan uzaklaştırır.”
Alphonse De Lamartine
- “Gurur insanın düşüncesidir; söze dökülen onun pek küçük bir parçasıdır.”
Michel de Montaigne
- “Hiç kimseye gururla bakma, o da kendisine göre görkemlidir.”
Nizami
- “Başkalarının gururuna tahammül edemeyişimiz, kendi gururumuzu incittiği içindir.”
La Rochefoucauld
- “Gurur, aslında bir ipotektir; üzerinde bulunduğu insanın kabiliyetinden tenzil edilmelidir ki, o kabiliyetlerin hakiki değeri meydana çıksın.”
Otto Von Bismark
- “Birçok kimseler, kendilerinde bulunduğu halde, başkalarında tefahur ve gururu sevmezler.”
Benjamin Franklin
- “Gururumuz olmasaydı, başkalarının gururundan şikayet etmezdik.”
La Rochefoucauld
- “Gurur, kıskançlık ve hırs insanların kalplerini ateşleyen üç ateştir.”
Dante Aleghieri”
Bu yazıma vesile olan ağabeyim Osman Yağmurdereli’ye, Konya’daki yurtta ve Güngören’deki terör eyleminde yaşamını yitiren tüm canlara Allah’dan rahmet diliyorum. Kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve www.gazetehizmet.com da yayınlanmaktadır.


Yorum yap